Ilımlı Müslüman vs. Ilımsız Müslüman
İslamiyet ve terör.., birbirine siyah ve beyazdan daha öte bu zıt iki terim, ne yazıkki kasıtlı olarak öyle bir iç içe sokulmaya çalışılıyorki, safi beyinlerin aradaki bu koca farkı anlamayarak birbirine karıştırması kaçınılmaz bir durum oluyor adeta…
Tarihten çok kısa bir kesit bile İsmaliyetin ne kadar hassas bir din olduğunu göstermekte..
Zalime-zülme karşı cihadı kuşanarak Mısır’ı fetih için yollara düşen Yavuz, emsallerinin yakıp yıkarak yol aldığı bir hengamda, önlerine çıkan bir karınca sürüsüne bile zarar vermemek için yolunu değiştirmeyi, çölün o sıcak kumlarında yolunu uzatmayı göze alabilmiş.. Evet bu büyük ordunun başındaki bu büyük kumandana, yolunu değiştirten bu dağ misali büyük hassasiyeti yerleştiren İslamiyet’in, şimdilerde terörle birlikte anılarak aynı kapsamda değerlendirilmesi, aynı cümle içerisinde sarf edilmesi bile gerçekten içler acısı bir durum..
İslamiyet işte böyle kutlu mukkaddes bir din, hakkıyla yaşayanlar bu örnekteki gibi yaşantılarıyla hal ve tavırlarıya işin aslını gözler önüne öyle bir sermişler..ki.. “beni düşmanımdan sor” sözüne itifaken Aklını tamamen kaybetmemiş islam karşıtları bile bu tavırları teyid ederek hayran kalmaktan öteye gidememişler..
Evet zülme rıza göstermemiz mümkün değil. Fakat bunu yaparken mazlumun hakkını çiğnemek, haksızlığa karşı haksızca bir hak idda etmekt olacağından, haksızlıktan öteye gidemeyip arzu edilen sonuç alınamıyor. İslamiyet’e bu şekilde hizmet etmeye çalışan ve kukla olmaktan öteye gidemeyen belirli bir kesimin neden etkili bir sonuç alamadıgının apacık bir göstergesi bu adeta.. Ve bu aşamada, kuklacı ellerin asıl yapmayı arzulakdıkları, insanlığı İslamiyet’ten uzaklaştırma çabalarının başarılı bir şekilde işlediğini görüyoruz..
Fakat burada Filistinli kardeşlerimiz gibi kendi memleketine kendi öz yurduna saldıran kırılası ellere karşı zor şartlarda sürdürlen haklı ve mukaddes mücadele temamen ayrı bir konu. Cihadın terörle aynı parallelikte anılması ve terör gibi gösterilmesi kabul edilebilir bir durum olmayacaktır.
Evet bir intihar bombacısının bir otobüse binerek tamamen olaylardan habersiz masum insanları katletmesi, ve bunu sözde İslam adına yapması kesinlikle, İslam adına kabul edilebilir bir durum olmayacaktır. Bu eylem “sesini duyurmak” kılıfına uydurulmaya çalışılarak olayın vehmati yumuşaltılmayada çalışılamaz. Paygamber Efendimiz (a.s.m.) kendilerine her türlü zülmü yapan kavimlere bile sefere giderken, kadınlara çocuklara ve yaşlılılara zarar verilmemesini hüsüsen emir buyurararak. Bu konudaki hassasiyetini dile getirmiştir.
Aynı şekilde kendi memleketini elinden alan, küçük büyük çoluk çocuk demeden katleden terörist bir ülkeye karşı, taşla sopayla kurşunla karşılık veren ve bu yolda canlarını feda ederek şehadet şerbetinden nasiplenen o mübarek insanları, terörist diye adlandırılarak muhakkesatlarına hakaret edilemez..
11 Eylül gibi İslam alemince hiç bir zaman tasvip edilemeyecek bu saldırıların pek çoğugun ardındada belirli mihrakların olduğu artık her kesin aşınası.. Buna en iyi örnek sayılabilecek tv yapımlarından bir tanesi 24 adlı dizi. Dizinin neredeyse her sozununda ilk başlarda bir grup sözde Müslümanla başlayan terör eylemleri sonrasında kaynağı hükümete kadar uzanarak çeşitli entirikalara dönüşüyor. Dizinin 7. sezonda ise bu durum dahada yukarı bir boyuta taşınarak Müslümanların terörist gibi algılatılmasına bir özür niteliğindeki sonla bitiyor.. Her ne kadar bu durumunda bir propaganda aracı olarak kullanılmış oldugunu düşünsemde yinede önemli bir ayrıntı oldugunu kesin..
Ilımlı Müslüman Ilımsız Müslüman !
Ilımlı müslüman diye bir kavramda almış başını gidiyor. Nerede nasıl hareket edeceğini bilen olgun, sakin Müslüman tavsiri olsa bir nebze kabul edeceğimiz bu terim, hırıstiyanlık inancındaki sol yüzüne tokat yiyince sağ yüzü çevirmesi beklenen bir müslüman tiplemesi olarak karşımıza çıkıyor, ve böyle bir profil tiplemesi oluşturulmaya hususi bir gayretle çalışılıyor..
Evet bir çok film bu ince çizgiyi ayırmadığından belki kasıtlı belki kasıtsız kaş yapalım derken göz çıkarıyor. Yakın zamanda vizyona giren kelebek te bu ince çizgiyi tutturayaman yapımlardan bir tanesi.. Filmdeki en temel hata bu ılımlı Müslüman ! cihatcı ılımsız Müslüman tiplemelerini hoyratça kullanarak Cihat anlayışını tamamen hiçe sayması..
“Yumuşak Başlı isek Uysal Koyun Değilim”..diyerek olayı bir cümle ile o kadar güzel bir şekilde özetlemişki Akif.
Evet yumuşak başlıdır Müslüman Hz.Mevlana gibi..Fakat yeri geldiğinde arslan kesilmesinide bilir yine Müslüman Hz. Hamza misali..
Nihai olarak perde de görmek istediğimiz İslamiyetin insanlığa örnek olacak her biri bir ders, bir öğüt misalilindeki bu güzelliklerini hakkı ile taşıyabilecek yapımların sayısının bir an önce çoğalması..
Aslan Güler
[email protected]
ikinciperde.com